Rekabette Aynılaşmanın Dayanılmaz Çekiciliği…

1 Aralık 2016
1 Aralık 2016 Özgür Eyiol

Rekabet kavramı doğası gereği “farklılaşma” ile özdeşleşmiştir ve öyle de olmak durumundadır. Aynı şeyleri sunarak herhangi bir tercih edileme sebebi ortaya konulamayacağı ve “tercih edilme” söz konusu değilse satış gerçekleşemeyeceğine göre hem ayakta kalmak hem de rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için ortaya bir “fark” konulabilmelidir. Buraya kadar mutabık olduğumuzu sanıyorum. Aslında işin buraya kadarki kısmında tüm iş dünyası mutabakat sağlamış durumda. O zaman iş dünyası doğruları bulmuş demektir. Sahiden öyle mi?

Aynılaşma eğilimi çok tuhaf bir sosyal/psikolojik mesela gibi görünüyor zira örneğin farklılaşma kavramını vurgulayan ve en yaratıcı olması beklenen inovasyon kitaplarında bile bir aynılaşma eğilimi söz konusu. Fotoğraftaki ampul grafikleri ne demek istediğimi daha iyi anlatacaktır.

Rekabet kavramı farklılaşma ile anlam taşır, gerisi de biraz havada kalır. Ama ilginçtir ki, rekabet stratejisi konusunda fikir beyan edenlerin de çok büyük kısmı aynılaşmanın cazibesine kaptırmıştır kendini. Rekabeti anlatacaksın ama cümle alemin diline pelesenk olmuş bir modelden başka söyleyecek hiçbir şeyin olmayacak… Micheal Porter’ın Jenerik Rekabet Stratejisi Modeli. Neredeyse tüm akademik dünya rekabet kavramını dahi Porter’ın icat ettiğini düşünüyor… Porter’ın, “rekabet stratejisi” uzmanlarının iliklerine ne derece işlediğini de görsellerle ifade edeyim mi diye düşünmedim değil ancak o kadar materyal var ki, gerek duymadım. Google’da “rekabet stratejisi” diye arama yapın, çıkan sonuçların hemen hepsinin Porter’ın modeline atfıta bulunduğunu göreceksiniz…
Ayrıca, bu yazının konusu olmamakla birlikte ifade etmekten geçemeyeceğim: Porter’ın modelinin bugünün rekabetçi koşullarını ve tüketici davranışlarıyla şekillenen ticari hayatı izah edebilmekten çok uzak olduğu da rahatlıkla söylenebilir.

Öte yandan, firmaların ölçeğinden bağımsız olarak da farklılaşma kavramını anlayamadıklarına şahit oluyoruz. Dev reklam bütçeleriyle bir tanıtım kampanyası düzenleniyor ve bir de bakıyorsunuz ki markanın vaadi sadece şu: “Biz de sizin 50 yıldır bildiğiniz bir şeyi yapmaya karar verdik!” E hoş geldiniz, iyi düşünmüşsünüz… Biz tüketiciler de siz bu işi ne zaman yaparsınız diye karalar bağlayıp düşünüyorduk…

Rekabet avantajı sağlamak için, etkin rekabet stratejileri geliştirebilmek için, inovasyon ve farklılaşma yoluyla sürdürülebilir şekilde “rekabet üstü” olabilmek için biraz daha özgünlüğe, biraz daha farklı bir gözle bakmayı denemeye ihtiyacımız yok mu sizce de?

, , , , , , , , , , ,