Rekabet Üstünlüğü’nün “10 adımı”, “20 kuralı” yok!!!

17 Kasım 2016
17 Kasım 2016 Özgür Eyiol

10 adımda henüz keşfedilmemiş harika fikirleri nasıl bulacağınızı anlatmak… Ya da profesyonel hayatınızda yaşadığınız bütün sorunlarınızı çözebilmenin 10 kuralını sıralayıp dökmek… Harika olmaz mıydı? Hepimiz, hem özel hem de profesyonel yaşantılarımızda bazı sihirli adımları ya da “hokus pokus” kuralları bulabilmeyi ve dahi “hikmete erip” “sırra vakıf olmayı” istemez miyiz? İsteriz. İsteriz ve tam da bu nedenle bu vaatleri taşıyan yazılar, okunma; kitaplar ise satış rekorları kırmaya devam ediyor. Keşke elimizde birer sihirli değnek olsa da dokunduruversek sorunlu gördüğümüz her olaya, her duruma…

Hayatın, hele de profesyonel hayatın hiç de öyle olmadığını acı deneyimlerle öğrendik hepimiz. Ne sihirli adımlar, ne de hokus pokuslu kurallar yok etrafımızda. Hazır reçeteler işe yaramıyor. Zorluk burada tam burnumuzun dibinde ve yüzleşmekten başka çare yok…
Firmaların çok sayıda ve türlü türlü, çeşit çeşit problemleri var. Kimisinin finansman, kimisinin maliyet, kimisinin nitelikli iş gücü, kimisinin düşük kâr marjı… Kurumdan kuruma değişir ama yeryüzünde belki iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda olanlar dışında hemen tüm firmaların tek bir ortak sorunu var ki o da: Rekabet.

Nasıl daha rekabetçi olunacağına ilişkin yazılıp çizilmiş çok sayıda öneri var. Bir kısmını ve belki de hepsini incelemiş, okumuş ve hatta bazısını hayata geçirmiş dahi olabilirsiniz. Umarım işe yaramıştır. Ama başarısız uygulamaların sayısının başarılı olanlardan çok daha fazla olduğunu rahatlıkla tespit edebiliriz. Örneğin, düşük fiyatla rekabet etmenin intihar olduğunu biliyoruz. Sahi biliyor muyuz? Tüm firma temsilcilerinin bu konuda hemfikir olduklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz: Halen fiyat düşürerek rekabet etmeye çalışan firmalar var; evet var. Örneğin, müşterileriyle teması neredeyse kesilmiş ve gözü rakiplerinden başka kimseyi görmeyen firmalar var; evet var. Kendisini nereye götüreceğini bilmeden “strateji” belirleyen mi dersiniz, ne amaca hizmet edeceğini kestiremeden reklam kampanyaları başlatıp çuvalla parayı sokağa atan mı dersiniz… Hepsinden var.

Fiyatı düşür, rakibe bak, “strateji” belirle, reklama yüklen!!! Biraz soğukkanlı baktığınızda, biraz bütünü gördüğünüzde, bunların çoğunlukla işe yaramayacağını kolaylıkla fark edebilirsiniz. Fark edilebilmeli! İşe yarayacak yegâne rekabet kuralı şudur: Müşterinize sizi tercih etmeleri için gerçek sebepler vermek. İşin kolayına kaçılarak, “10 adımda”, “10 kuralla” bulunulacak şey değildir tercih edilme sebebi. Gerçek tercih edilme sebebi, müşteri açısından hem beklenmedik, hem anlamlı olmak zorundadır. Tercih edilme sebebinin beklenmedik tarafı hedef pazarı içeri çekmenize, anlamlı tarafı ise içeride tutmanıza hizmet edecektir. Kuşkusuz hayata geçirmesi söylemesinden daha zor ama imkânsız değil. Hatta inşaat demiri ya da çimento gibi en meta sektörlerde dahi mümkün ve örnekleri var. Mümkün olmayan iki şeyi söyleyeyim:

Tercih edilme sebeplerinizi, “10 adım” veya “10 kural” gibi hazır reçetelerle ve kolayca bulabilmek.
Tercih edilme sebeplerinizi, rakiplerinize bakarak bulabilmek.
İşte bu iki şey mümkün değil.
Rekabetçi olmanın zamanı çoktan geçti, “rekabet üstü” olmaya ne dersiniz?

, , , , , , , , , , ,